An’ı Algılamak

Aksiyon  fotoğrafçılığı, akla gelen ilk daldır. Genellikle futbol ve  basketbol en  önde gelen branşlar arasında yerini almaktadır. Bu tip fotoğrafları çekmek  için yüksek çekim hızı ve açık diyafram aralığı olan telefoto lensler ile gerçekleştirmek mümkündür.
Yine her yazıda olduğu gibi artık işin teknik detayına ve klasikleşen teknik bilgilerin dışına çıkarak devam edelim…
Önceki yazıda üzerinde durduğumuz  fotoğraf ve algıda bahsettiğimiz  çevre , zaman mekan kombinasyonu  ‘an yakalamak’ için en temel ihtiyaçtır.

Hangimiz kalabalığın orta yerinde yağmurun verdiği ufak esintinin sarhoşluğunda derinden gelen bir klarnet sesine şahit olmadık? Yada her geçen gün birbirine daha da uzaklaşan bir metropolde notanın bütünleştirici  etkisine kapılmadık? … Yoksa yetişmeye çalıştığımız ama ulaşamadığımız hayallerimiz mi vardı? Belki de büyük sahneler de yer almayı kitlelere ulaşmayı isterken sokaktan kopamadık…


Bazı anlar çeken için de poz veren için de oldukça zordur. Savaş ve barışın , iyi ve kötünün  aynı kümenin içinde yer alması görmeyi engelleyebilmektedir. Savaşın kötü olduğunu bilmeyen var mı? Elbette hepimizin algısında ve hafızasında olmaması gereken , yaşamak istemediğimiz, başımıza gelmesinden korktuğumuz bir durumdur. Başında şarapnel parçalarının iziyle hayallere dalıp giden küçük bir kalbin yaşadığı kırıklığı hangi an onarabilir?

Hayatta sadece üzülmek kederlenmek değil, her zaman yaşayamayacağınız anlık güzellikler vardır. Tabiki o günlerde sevdikleriniz ile  hayatınızın en kıymetli zamanlarında hayatınızı paylaştığınız insanlar ile birlikte fotoğraf çektirebilirsiniz.. Ama bazı ‘an’lar vardır ki…
Ölümsüzleştirmeyi  ön gören keskin gözlere bırakmak en iyisidir…

Aaa gözüm kapalı çıkmış…
Denizin ortasında rüzgar eserken nerelere dalıp gideriz?  Görsel olarak incelediğimizde kapalı çıkmış bir göz ile düşleyen, hayal eden bir ruhu birbirinden ayıran nedir?

Duruşu, hareketi, anı yakaladığımız noktaya geri döndüğümüzde kompozisyon ve yaratılan olgunun üzerine bir tezatlık yaratmak? Mümkün.
Mümkün olanı değiştiren, geliştiren şekillendiren ise baktığımız yöndür, bulunduğumuz açıdır. Bir bakış bile o an ı değişik bir şekilde yorumlamamıza, anlamlandırmamıza yeterli olur.

Spor, haber, belgesel, özel gün etkinlik, sokak …
Hangi dal olursa olsun ışık, uygulanan teknikler muhakkak kaliteli ve etkili çalışmalar ortaya çıkması açısından çok önemlidir. Yakalamaya çalıştığımız kadrajdaki gördüğümüz an algımız ile nasıl birleşir ise bize o yönde bir mesaj verecektir. Görmek istediğimizi kadraja yansıtabilmenin en etkin yolu algımızı üzerinde çalıştığımız kompozisyona yoğunlaştırmak olacaktır..